Bebek Mutlu Son
Bebek Mutlu Son
Sevgilime kavuşacağım anın
gelmesi için onlarca defa saati denetim ediyordum. İlerlemek
bilmeyen yelkovanı ellerimle ilerletmemek için Bebek Mutlu Son kendimi zor
tutuyordum. Sanki yelkovan ilerlese zamanda bununla beraber
ilerleyecekmiş şeklinde geliyordu. Evdekiler beni birazcık olsun
gözleseler ne olursa olsun bir şeyler fark ederlerdi. Hele akşam
yemeğinde, şimdiye dek bu eve gelen ve kahvaltıya kalan en
çekici gencin sözü açıldığında, Bebek Mutlu Son kadınlar onun güzelliğinden
ve mükemmel vücudundan söz ettiklerinde kalbim yerinden
çıkacakmış gibi olmuştu. Bütün gün içimde sürüp giden
dalgalanmaların tek bir iyi tesiri olmuştu o da, ağır bir
yorgunlukla ertesi sabah beşe dek fazlaca iyi uyumamdı.
Sonrasında kalktım, giyindim, korku ve sabırsızlığın çifte işkencesi
içinde buluşma saatini bekledim. Nihayetinde zaman gelmişti, o
tehlikeli ve sonu belirsiz dönüm noktası gelip çatmıştı.
Yalnızca aşkımın verdiği yüreklilikten destek alarak parmak
uçlarımda aşağı inmeye cesaret edebildim. Dışarı çıkarırken
yakalanma endişesiyle sandığımı odamda bırakmıştım.
Bebek Mutlu Son
Sokak kapısına vardım. Buranın anahtarı yatağımın
yanındaki sandalyede dururdu hep. Onlardan ayrılmak için
herhangi bir tasarı besleyebileceğimden hiç kuşkulanmayan
Phoebe (bigün öncesine dek ben de kuşkulanmıyordum
aslında) bu itimat yardımıyla anahtarı benden
saklamamış,gizlememişti. Kapıyı kolayca açtım. Yüreklendi‐
ren aşk, koruyordu da, sağ salim sokağa çıkabilmiştim. Yeni
koruyucu meleğimin, kapısı açık bir arabanın önünde
beklediğini görmüş oldum. Yanına iyi mi vardım bilmiyorum. Bebek Mutlu Son Uçtum
sanırım bir çırpıda otomobildeydim, o da yanımdaydı, beni
kollarına almış sefalar getirdin öpücüğümü veriyordu. Arabacı
emirleri önceden almıştı, derhal hareket ettik.
Gözlerim en tatlı sevinç gözyaşlarıyla doluver-mişti.
Kendimi o güzel gencin kollarında bulmak, küçük kalbimin
semalarda uçuşu gibiydi. Geçmiş ya da gelecek, her ikisi de
önemsizdi, yaşam yalnızca o andı ve ben luktan bayılmak
üzereydim. Onun en sevecen sarılışları, aşkını ve kendimi
tümüyle onun cömertliğine, onuruna bırakarak attığım bu
cesaretli adımdan pişmanlık duymama asla izin vermeyecek
türdendi. Beni yatıştıran ve ona güven duymama yol açansözleri de hiç noksan olmuyordu.
Ama ne çare! Ben bu
erdemliliği hak etmemiştim. Karşı duramayacağım kadar
şiddetli bir tutku yüzünden buraya sürüklenmiş, her ne
yaptıysam elimden başka türlüsü gelmediği için yapmıştım.
Son yorumlar